flatcastnezlesi,Flatcastyardım


Flatcast nezlesine hosgeldiniz..

Member Login



Lost your password?

Forum İstatistikleri

Latest Member


Not a member yet? Sign Up!



*



25 May 19, 08:03 ÖÖ

Flatcastnezlesi.com - Flatcast index Flatcasttema | Flatcast Destek | Flatcast Yardım

Gönderen Konu: "Oruç tut ki, sıhhat bul" ile Oruç Oruç mu Diyet mi (Kar©glanin 14 Mayıs 2019 Va  (Okunma sayısı 93 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.



"Oruç tut ki, sıhhat bul" Hadisi ile Oruç Oruç mu Diyet mi



(Kar©glanin 14 Mayıs 2019 Vaazi)




أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُواۚ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَ۟

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

ve kulu veşrebu ve la tusrifu, innehu la yuhıbbul musrifin.

Meali :

Yiyin, için fakat israf* etmeyin. Zira O (Allah), israf edenleri sevmez.

Sadakallahul Aziym A’râf Suresi 31. Ayetten pasaj


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cihad ediniz ki ganimet elde edesiniz. Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız. (Ticarî) yolculuklar yapınız ki zengin olasınız!”

( Hadis-i Şerif , Ş. Müsned 9/218; M. Zevâid 5/324; Tergib 2/83; ayrıca bak. Nihaye 3/12.)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Hocanın bir tanesi mehdiyi inkar ediyor ve diyor ki :

Peygamberin soyundan gelmek falan marifet değil, bununla bir marifet ortaya çıkmaz diyor ki yine, Ben peygamberin soyundan geliyorum diyenler, Ebu Cehil'in de peygamberin akrabası olduğunu unutup da, Bunu iddia ediyorlar, seyyidiz şerifiz diye.

Bu iddiaya şu yorumumuzla cevap vereceğiz:

Mesela doğadaki bir maydanoz, veyahut bir kavun karpuz, yahut elma, karpuz da kalalım. Karpuzlar dan bir tanesi, ben karpuzun, amcam da karpuzlardandı, dedem de karpuz idi, Teyzem de karpuz, kardeşim de karpuz   derse  yanlış mı söylemiş olur? karpuzun faydaları bellidir , marifetide bellidir, Rengi de bellidir, tadı bile bellidir, kokusu bile bellidir, Ankara'nın karpuzu ile Afrika'nın, yahut Endonezya'nın karpuzu aynı, memleketi farklı olsa bile, karpuz karpuz dur değil mi? Öyle olunca, Mehdi de, Mehdi olduğunu iddia eden kimse de, ben Hasan'ın soyuyun, Hüseyinin soyuyun, Ali soyuyun, Muhammed'in soyundan gelmekteyim demesi, neden yanlış veya garip olsun? Nasıl bir karpuzun Ben karpuz lardanım demekle yanlış yapmamış olması gibi, Mehdi'nin de Muhammed'in soyundan olduğunu iddia etmesi, ve bunu dile getirmesi, Ne yanlış, ne ayıp, ne de gariptir ki, hakikat budur. Eğer bir karpuz karpuz olmak ile, bütün karpuzların gösterdiği  faydayı gösterebiliyorsa,  o zaman Mehdi de, Muhammed soyundan olaraktan, İslam'ın savunucusu, İslam'ın öğretmeni, doğruluğu gösteren, Hidayet rehberi olması da, ne yanlıştır, nede gariptir, acayip bir şey de değildir.
Elbette karpuzluk marifet değildir diyebiliriz, fakat karpuzun işe yaraması marifettir, hem gıda olması, hem şifalı olması, yazın insanları serinletmesi, faydalarının görülmesi esas marifettir. Eğer Mehdi olduğunu iddia eden adamın da. insanlar faydasını görmüyorsa, işe yaramaz bir karpuz gibi, çürük karpuz gibidir. Eğer ki insanlar onun bilgilerinden. nurundan ışığından fayda görüyorlarsa. o zaman  marifet odur. yine mesela tornavida olmak marifet değil de. tornavidanın işe yaraması marifet.Mesela senin mesleğin doktorluk ise, Doktorlar ameliyathanede tornavida kullanmazlar, çok nadir olabilecek bir şey amelyiatta tornavida kullanmak, ve bir doktorun cebinde tornavida gezdirmesi ne garip olur, orada işe yaramaz bir tornavida dır, o süs olur ancak, ama bir tesisatçının elektrik tesisatçısının cebinde tornavida gezdirmesi, ne güzeldir değil mi? Öyle olunca her şey yerinde güzel. Mehdi de işe yarıyorsa işte, o nun bilgilerinden faydalanıyorsak, Bizi doğru yola ileten bir rehber oluyorsa, o zaman işe yarar bir tornavida gibi, işe yarayan bir mehdidir, yoksa insanları fırka fırka ayırıyorsa, şucu bucu, benden senden, bizden, bizden degil diye fırka fırka ayırıyorsa, bu İslam'a da yakışmaz, mehdilige de yakışmaz, yine olmak Mehdi uçup Kaçmak da değildir, zaten Mehdi ilim ile insanları  doğruluğa iletendir. insanların hepsi demir değil ki ateşe sokup da, çekiç vura vura düzeltesin, demir olmayıp Hamur olan var, hamur olmayıp, et olan var, et olmayıp kuş olan var, Her birisi ayrı bir İstidat da, ayrı bir mizaçta, onlara, onların dilinden konuşmazan anlamaz, ve doğru yola da gelmez. demire çekişte lazım, ateşte lazım, ama sen demire kullandığın Ateş ile çekici, kuşu yola getirmek ve öğretmek için de kullanırsan, kuş ezilir, ölür, yanar kül olur, ve Mehdi de bunları bildiği için, zaten Allahu Teala ona kime ne ile  muamele edeceğini bildirir zaten, o da kiminle ne konuşacağını, kime ne tavsiye edeceğini bilir ki, karşıdaki kimse ondan fayda görüp de hidayete Ersin, yani doğruluğu bulsun.

Başka bir mesele de :

Mesela ben Kur'an okurken, Kuranda ki Secde ayeti geçen bir yeri okuduğum zaman, Hele bir de bunu sesli okuyor isem, ve yanımda da beni duyacak kadar insan varsa, ve tilavet secdesi okuyanada dinleyenede farzdır. ve Secde bir ayet idi, ben okudum hem bana farz oldu, Hem de orada 10 tane insan varsa, 10 tane insana farz oldu, o zaman 1 secde 11'e katlandı, ben tek başıma sessiz okusaydım, tek bir secde yapacaktım, ama sesli okudum, secdeyi 11'e katladım, ve yine mesela ben bir dersi Anlatsam, tam anlatırken oradan birisi, Ben bunu biliyorum derse, o nada Haydi o zaman sen anlat dersem, ama orada o dersi bilmeyen 10 tane insan olsa, ve o eğer doğru şekilde o dersi anlatırsa, 10 tane dinleyen de, o an öğrendi, ve Ben başlattım, o devam etti, ve birebir olduk, ve dinleyenler de öğrenmiş oldu, yine bilgi 11 veya 12 oldu yani bilgiyi 12'ye Katlamış olduk. ve bana ilham gelse, ben kendim  o bilgiyi tatbik edip yaşasam, anlatmasam, sadece kendim tatbik etsem, tek başıma secde yapmış gibiyim, yani Bahçede bir bahçe çiçek var, Fakat ben gidip bir tanesini elime almış gibiyim, ya da 1 maydanoz koparmış gibiyim, ama anlatırsan bunu başkalarına, onlar da öğrenirse, bir demet maydanoz olmuş oluruz, yada bir demet çiçek oluruz, işte secde de aynı şekilde bunu temsil eder, Tilavet Secdesi duyanlarada farz olur  ki, O sayede Secde eden kimseler çogalmış olur. ve bu yöntem, Muhammed'den Adem'den İbrahim'den beri böyle, peygamberler bildiklerini öğretmeselerdi, iman eden kimse olmazdı, ki iman böyle anlata anlata, öğrete öğrete çoğaldı, ki bugün dünyada ise 1 imanli kimse de olsa ya da bu kadar devletler imanli da olsa, hepsi En azından Allah'ı bilen kimseler, Allah'ı bilmek, Allah'ı bilipte anlatanlardan öğrenilmiş bilgilerdir, ve Mehdi'nin vaaz etmesi bildiklerini anlatması da, insanlara bilgiyi çoğaltmak için, imanı artırmak için, iman edenleri çoğaltmak için, ve doğruyu göstermek için, doğruyla eğriyi yan yana koyup da size de tercih hakkı tanındığı için, sizin doğruyu seçmenizde yardımcı olan kimsedir. hani Cenk Koray'ın kutu açma oyunu var idi, orada bazen içindekini bildiği zaman yardımcı olurdu, şunu mu veren şunu mu veren derdi, oyuncu yanlış tercih ettiği zaman, istersen bir de şuna bak falan diye onu düşüncesinden caydırırdı ki, yanlış kutuyu açmasın diye yardım ettiği zaman. yardım etmeyip de, büyük hediyeyi vermeyeceği zamanında, yanlış kutuya yönlendirirdi, işte Mehdi de iyi ile doğruyu ortaya koyup, sizin dolu kutuyu seçmenize yardımcı olan kimse, yoksa Mehdi'nin bundan çıkarı ne, kendisine zaten ilham gelmiş, kendisi Yaşar tatbik edip gider geçer, size anlatmasına gerek yok, O kendisi tatbik etti mi, sevabını bereketini alır ki, sizlere de anlatıyor ki, sizler de o nimetten nasiple nesiniz.

Yine başka mesele

Bazı insanlar sadece duyduğunu inkar etmeye kurulmuş sanki, ve bizim çoklu kainatlar modelimizi yine inkar edenler var, Ve bunu yine şu açıklamayla ispata devam edeceğiz :

Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri Miraç ettiği zaman, orada mehdiyi gördü, ve geri geldiğinde mehdi'den bahsetti, saçı şöyle, kaşı böyle, diye. Bu nasıl oluyor ki, Mehdi Muhammed'in soyundan olacak, ve daha onun unutfesi Muhammed'in belinden bile çıkmamış olacak, yahut da daha Fatma da Hasan da Hüseyin de olacak, ve daha doğmamış, dünyaya gelmemiş bir ruh olacak, Fakat o  yani Hz muhammed orada mirac ettigi yerde onu canlı, kaşını gözünü bilecek kadar yakından görecek. Eğer çoklu Kainat modeli olmasa, orada mehdi ve vakti hazır vaziyette bulunuyor olmasa, o Mehdiyi  ne diye tarif edecek?orda o na film gösterilsin, filmde oynanılan bir oyun var, oynanırmış ve bitirilmiş olması lazım değil mi, peki Mehdiyi ne olaraktan gördü, film olaraktan mı gördü de, filmden bize bahsediyor. Halbuki canlı canlı mehdi'yi yakından gördü, yine cenneti Cehennemi tarif edilen halleri ile, gösterilen örneklerle gördü. Cennette hazır ve nazır vaziyette, cehennemde hazır ve nazır vaziyette bulunmakta. Hani o sırat köprüsünden geçip de cehennemlikler cennetlikler ayrılacak hikayesi biraz uydurma kaçıyor gibi, Çünkü hazır ve nazır cennetlikleri de gördü, cehennemlikleri de gördü, Peki bunu film olarak mı gördü, o an ona film mi gösterdiler. çoklu kainatlar olmasa, İşte bunlar görülmezdi, bunlar Sadece peygamberin uydurdukları olurdu. Halbuki söyledikleri bir bir bugün, ispata bile gerek kalmadan yaşadığımız haller. O zaman bu tezimiz çoklu kainatlar tezimiz doğru, ve her an ayrı bir hal ve oluş üzeri Kainat yaratılmakta, şu anda Mehdi Yaşıyorsa, 1400 sene önce Peygamberimiz, 2019'daki insanları gördü, ve hatta Peygamberimiz Miraç'a ederken önce Adem Aleyhisselam'a vardı, kapıyı tıklattı  o zaman 1. kat Sema'dan Adem ve onun soyu ve yaşayanları da orada halen hazır ve nazır durmakta idi, daha onları da gördü, sadece geleceğe değil, geçmişe de gitti, Adem geçmişte değil mi, Peygamberimizden kaç bin sene önce yaşamış bir peygamber, onu Eğer Miraç da görüyor ise, o zaman onun Vakti de başka bir Kainat halinde hazır ve nazır, kainatın içinde durmak da, sadece biz onu, boyut farkı yüzünden görüp müşahede edememekteyiz.

Yine başka mesele :

Allah'ın yasasında faydalı olmak diye bir yasa var galiba, Çünkü dünyada, insanlarda hayvanlarda, fayda vermeyenden uzaklaşıyorlar, fayda vermeyen de zaten bu dünyayı terk ediyor. mesela inek olup da ben süt vermeyecegim dersen.  seni keser yerler azizim. ben yenmek de istemiyorum dersen,  dana isen güce gelesin diye taşağının birini burup çifte sürerler, çifte sürülmek te istemiyorum dersen,  ispanyada arenaya sürerler de, eşek eder gibi üstüne binerler. Yani illa işe yarayacak kardeşim, ya da bu diyardan terkedip gidecek, Mehdi de işte işinize yarıyorsa, bu dünyada Faydasını görüyorsanız bu dünyada kalır, Biz ondan fayda görmüyoruz dersiniz, o da çeker gider de, başınıza da Kıyametler de kopar. Ki, bizim sözümüz değil Muhammed'in sözü, bize İtimat edemeyen, inanmayanlarada, söz bizden değil, Bize inanmasan ne farkeder, Muhammed'e de mi inanmıyon, Vay bir onun vaktinde olaydım, Vay cübbesini gördüm  diye agliyanlar, yanına Varamadım diye ağlayanlar, Vay Bilmem kabesi Mekke'si medinesi diye ağlayanlar, Neredesiniz, Bak bu söz onun sözü, Mehdi den sonrası Kıyamet,  Mehdi'nin kıymetini bildiniz bildiniz, bir faydasını görmüyoruz dersiniz, işte dedik faydası görülmeyeni Ya keserler ya biçerler ya da bu dünyadan alıp götürürler.


Linkleri göremezsiniz.. Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Yine başka bir mesele

Hocanın bir tanesi kader meselesini inkar edip, şöyle iddia ediyor : Bizim dediğimiz roller verilmiş, ve hatta film bile, hepsi oynanıp bitmiş ve, Miraç'ta hazır vaziyette duruyor idi. 1400 sene önce, 2019 senesi hazır vaziyette idi, o zaman 1400 sene öncesi, Zaten hepsi yaşanmış hali var idi demek bu, 2019 var ise, 1453 İstanbul'un Fethi Zaten onun içinde vardı demek, ve diyor ki roller mi verilmiş insanlara, yoksa roller ortaya konmuş da, tercih hakkımı verilmiş diye iddia ediyor. bunun ikisinin arasındaki fark ne zaten, bu Farkı fark edemeyen amca, ha öyle, ha böyle, bunu şu örnekle izah edeyim inşallah. belki daha iyi anlamanıza sebep olur. ama inkârcı insan, ile İnkar edecek bir seçenek kendisine bulacaktır, münkirler ile işimiz yok diye söylemiştim zaten Ama, o münkirler, inancak kimseleri de zehirliyor da, onlar zehirlenmesin diye, buradan nefes tüketiyoruz.

Misal şu : köyümüzde kentimizde bulunan Bir markette, bulunabilecek bütün malzemeler, mallar mevcut, Hele buradaki marketler,   sebzesinden tut da,  tamir işinde kullanacağın vidaya somuna kadar satılmakta.  ve marketçi, sezon sezon, değişik mallar malzemeler getirip Satmak da. insanlar ihtiyacına göre gidip marketten alışveriş etmekte. mesela sarımsak bir kasa gelmiş. Ahmet amcanın sarımsağa ihtiyacı yok, gitti süt aldı, bir kutu deterjanı aldı, iki ekmek aldı çıktı. Ahmet amca sarımsak almadı diye, O dükkan sarımsak getirip satmıyor değil, Az sonra Fatma Teyze geldi, Onun sarımsağa ihtiyacı varmış, turpa  ihtiyacı varmış, o aldı götürdü. ihtiyaç ve tercih hakkı ve insana verilen rollerde Eğer film bitmiş vaziyette ise, verilen rol mesela, senaryo yazan, bir oyuncuya teklif etti, şöyle bir rol var, ben sana uygun gördüm, oynar mısın? dedi. o oyuncu okudu baktı hoşuna gitmedi, o oynamadı, onun oynamıyor olması oyunu yok etmedi, o senarist, başka bir oyuncu buldu, O oyuncuyu oynattı o oyunda. Aynen dünyada da bazı görevler verilmekte, mesela Yunus Aleyhisselam'a verilen görev gibi, Yunus Aleyhisselam görevden kaçınca, Tevkif edildi diye anlatmıştık geçenki vaazda. yani sen yapmıyorsun diye, o görev ortada kalacak değil, yapmıyorsun, yapacak birisi vardır elbet. yapmayan İşte bu dünyadan terhis edilir. senin yerine o görevi Yapacak başka birisi o göreve getirilir. rollerde de, o rolde öyle sen oynamayacaksan, oynayacak birisi vardır.Allahu teala ve tekaddes hazretleri, habil'in başını Kabil ile ezdirmeseydi, yahut   Kabil habili öldürmeseydi, insanın öleceği ortaya çıkmayacağı için, Allah Kabil yerine oyuna başka bir oyuncu sokardı ki, onunla habili öldürtürdü,  ve senaryo yazılmış Allah'ın Murad ettiği bir şey var, bilinmesini Ve öğrenilmesini istediği bir durum var, Yani filmin bir konusu var,  varacağı bir nokta var bir gayesi bir amacı var, Sen o amaca hizmet etmezsen, Allah'ın binler askeri var, başka birisi o göreve geçer, o yapar,yani Allah insanlara o habl kabil meslesi ile ölmek diye birşey ögretecek ve o günlerde insan ömrü elli altmış sene değil, bin sene, ikibin sene, üçbin sene, eger öyle bir insan, ölümün var oldugunu bilmezse olurmu? olmaz elbet. ve görevlerin iyi veya kötü olması, filmde sana kötü rol verilmesi, veya iyi rol verilmesi, ne Senin iyi olduğunun alameti, nede senin kötü olduğunun alameti değildir. Bazen toplama, bazen çıkarma, bazen çarpma, bazen bölme, bölünmesi gereken yerde bölmek, çarpılması gereken yerde çarpmak, toplanması gereken yerde de toplamak, hepsi matematik değil mi? farkı ne? bunların arasındaki fark ne? hepsi matematik, ha bir eksilmiş, ha bir fazlalaşmış. ilm bütün olan, bütünün İçinde birisi kötü rolü almış olabilir, birisi de iyi rol almış olabilir, ama amaç onların iyi veya kötü rol oynamaları değil,  senaristin gayesi, filmde  bir konuyu hikaye edip kısa ve özlü bir olayı anlatmak, ve bir amaca hizmet etmek. ve burada filmin bütünü Tamam olduğu zaman oradaki amaç ve Gaye anlaşılmış olur, Yoksa sadece Filmdeki bir kötüye bakıp, Kötü, veya iyiye bakıp, iyi diye filmi sonucu belli olmaz. Allah da işte insanlara verdiği roller ile öğrenilmesi istediği bir bilgiyi öğretmeye çalışmakta, insanların öğrenmesi için, binler oyuncu oyuna sokmakta, ve başaramayanlar olmakta, ve o gayeye hizmet edip, Başaranlar olmakta, ama bunu görüp de anlayanlar var, Ve hala anlamayan cahiller de var. o zaman Kader Allah'ın elindedir, yani Senarist Allah'tır, bir film varsa, zaten o filmin başı da sonu da belli olması lazım ki, oyun olabilsin, doğaçlama doğaçlama bir olay ortaya çıkmaz ki, Kur'an'daki kıssa edilen Bütün Peygamberler, ve kıssaları da böyledir. Allah onunla bize bir şey anlatıp öğrenmek istiyor, Onu bir peygamber ve ümmeti olaraktan bize darbımesel etmiş, düşünebiliyor musunuz, bir ümmet bizim için bir senaryo oynamışlar, ve şu andaki ahir zaman ümmeti Bunu anlasın diyerekten, ve bize de ahir zaman ümmeti nin sahiplerinden olan Muhammed ümmetine, Kur'an ile darbımesel edilmiş ki, o senaryorda şunlar,  şöyle şöyle oynamıştı, bundan sizin anlayacağınız darbımesel şudur diye, bize Allahu Teala Kur'an'da hikaye ve kıssa etmekte. yoksa anlaşılması gereken yer  Anlaşılmadıktan sonra, o film, amacına hizmet etmiş olmaz, ve o peygamber ve ümmeti de o zaman, o filmi, ya iyi oynamamış, ya da, biz filmi iyi seyretmemişiz, ya da Kur'an'daki anlatılan kıssayı anlamamışsınız demektir. veya belki onlar en güzel şekilde oynamışlar o filmi vakitlerinde, bize de sadece oradan çıkarılması gereken ders kalmış burada. Bunlarıda Anlamayacak kadar ahmaksa insanlar, ben size daha ne diyeyim..

Yine başka bir mesele

öyle bir bereket çağındayız ki ve bu Google amcanın faydaları anlatmakla bitmez

ve ben bazı bilgileri Bazı yerlerde hazır bulup, kopyala yapıştır yöntemiyle, onları vaazımın yahut, yazılarımın bazı yerlerine, forumlarıma ekliyorum.

Fakat şu Misali anlatayım :

Mesela ben elimle klavyede yazacağım zaman, Benim klavye Almanca olduğu için, ben de ş harfi, Ç harfi, yumuşak G harfi yok, ve ben bazen Bunları yazmak için, bilgisayarın ana dilini değiştirmem gerekiyor, Oradan da bir harf gireceğim, tekrar bir daha dil değiştireceğim, ve bu zor bir işlem, bazen bazı cümleleri Almanca yazı şekli ile Google arama yerine yazıyorum, ve Google amca, O cümlenin yazıldığı başlıkları bana gösteriyor, ve içinde illa Türkçe karakterleri kullanmış olaraktan yazmış bazı başlıklar bulunuyor, oradan ben onu hazır kopyalayıp alıyorum, ve bana kolaylık oluyor, bazen işte bu gibi ve benzeri kolayliklar mevcut, bu sadece küçük bir örnek, ve Ekmekçi de ekmeğini bir fırından almak zorunda, berberde saçını bir berbere kestirmek durumunda, Terzi de kendi söküğünü dikemez, Bir terziye ihtiyacı varmış yani, o yüzden, ben de bazı bilgileri, bir yerlerden hazır bulup alıyorum, yani hepsini Benim yazmam anlatmam diye bir şey olabilir mi? Mesela bir hadisi Ben anlatacak isem, ya da bir hikayeyi anlatacaksam, onun hazır yazılmışını bulduğum zaman, ben de zaten aynı şeyi söyleyeceksem, niye ben Tekrar baştan aynı hadisi ya da, hikayeyi, tek tek, cümle cümle yazmaya kalkayım, vaazi yahut bir konuyu hazırlarken, ve eğer benim düşünceme yakın bir düşünceyi yazıp yorum getirdilerse, alırım onu, kopyala yapıştır yaparım, zaten yorumu sesli vaazda,ve görüntülü Vaaazda da ben yapıyorum, o yorumu, Benden başkası yapamaz, ki Ben onu alıp  kopyala-yapıştır yapıyorum ki yani  zamndan tasarruf, zaten aynı şeyi söyleyeceksem, niye yeniden yazayım.  mesela, İngilizce "What" demek, sende de aynı, Bende de aynı, sende yazılmışı "What" varsa ben neden tekrar "What" yazayım ki, kolayca kopyelerim, hele birde türkce cümlelerdeki harf sorunu var, ben kolayca yazamiyorum normal haldeki tastatur ile, çünkü almanca benimki. Bu sadece bir kelime ile örnek verdim, Ha sen yazmışsın onu, ha ben,  Dedim ya Allah,in muradının yani külli iradenin onda olmasındaki mana ve gaye, bir olay bir senaryonun ve hikayenin yada filimin sonunda ortaya çıkıp, O nun anlatmak istediği, ve insanların öğrenmesini Murad ettiği bir yer var, Maksat var, Gaye var, esas amaç o. benimde zmandan tasarruf edip anlatmak istediğeme  kolayca yönelmem için zamdan ihtiyacım var  zamdan tasaruf için de böyle kopyala yapıştır yapıyorum, Allahdan Google amca robot sekreter verdi de, biraz kolaylık geldi  işte bu işlere, sen söylüyorsun o yazıyor.

Yine başka bir mesele

Raşidi Tarikatı derslerinden mor tesbih meselesine değineceğim.

Ve dedik ki mor tesbihin vakti, mart ayı, ve Nisan başı gibi, Evet onun dışında da yapınca oluyor, olmaz değil, amma dedik, her şeyin Mevsimi var, Nasıl karpuzun yetiştiği bir mevsim var, yine kirazın çıktığı bir mevsim var, her şeyi doğal yapısında bıraktığımız zaman, Kiraz, Kiraz Mevsimi'nde güzel, karpuz Yaz mevsiminde güzel, portakal Kış mevsiminde güzel, karpuzu kışın yemeğe kalksan canın çekmez, soğuk üşüyorsen  soğuk tabiatlı karpuz yemenin alemi ne? Ama yazın sıcak, su istiyor canın, serinlik istiyor, o zaman ye karpuzu. Mart ayında sadece Lut alyehisselam ve soyu ve ümmeti değil, Yine Mart ayında kediler de çiftleşir hamile kalırlar, ve dedik ki işte, mor tesbih Vaktin de işte Lut Kavmi'nin, yani dünyadaki L harflerinin doğum anlarıdır. ve dedik ki yine beyindeki akıll hücrelerinin doğum Mevsimi dedik. ve mor radyoaktif ışığı temsil eder, Yani Uranyum dedik ya, gözlerin dolacak fakat ağlamayacaksın, gözünden yaş Damlaatmayacaksın, ve öyle dedik, zikirmizin o yerinde kücük bir tas su içeceksin ama tuvalte gitmeyeceskin sonrda zikiri bitirip 45 dakika yeme içyasak dedik böylce ufukta kara kara bulutlar, yağmur bulutları oluşacak, ama yağmur donukcak ama, yağamayacak, ağlayacak gibi olcaksın ama, ağlamayıp yaş akıtmayacaksın, ufuktaki  Kara Bulutlara, güneşin açısından dolayı, Işık vurunca mor renk alacak, veyahut pembe renk olacak demiştik. deneyenler gördü bu bir hakikat. ama o bulutlar yağar ise o zaman ne olur, yani işte radyoaktif element, Uranyum açığa çıkar, dünyada uranyumun fazlalaşması zararlıdır, uranyumun insan bedeninde gözyaşında gizli olduğunu, taaa eski vaazlarimizdan olan, İran'a atom bombasını öğretirken anlatmıştık,  Uranyum İnsan bedeninde gözyaşında mevcuttur. uranyumun fazlasının atılması lazım, atılmazsa vücuda zarar verir. onun içinde ağlamak gereken yerde ağlamak lazımdır. ağlamak işte yağmur yağmasını sağlar, fakat işte donuktu,  ağlayamadı olunca mor renk alıyor, ve vedud kimseler meydan geliyor, hani o travesti dedigimiz, hem seven, hem sevilen vedud, ismi tecelli ediyor, yani ve birden Mor ve pembe renkli tesbih iki renkli tesbihten bahsetmiştik, bir tas su için, fakat çişe gitmeden, 45 dakika bir de yemeyin içmeyin dedik, hem sıcak Hem soğuk, ikisi bir arada, çişe gitmeyince yağmayacak, Ama içeride su var, küçük bir tas su var içeride, kara bulutlar olacak. ve bunu çok denemek için yapanlar var ama, mevsimin dışında yapınca, Hani bazen olur ya, şu anda bilgisayarların başında çok oturduğumuz için, bilgisayar radyoaktif element yaymakta, ve bazen Gözlerinizin yandığını, ve gözlerinizi yakan 1 yaş geldiğini hissedersiniz, işte o Uranyum dur, yakıcı madde, ve işte bunu yani mor tesbih zikrini çok sık yaparsınız, o zaman insanlar, gözyaşı Yerine, Kan ağlamaya başlarlar, Gözleri Kan çanağına dönmüş derler ya, yani gözleri kanlanmış gözler ortaya çıkan. o yüzden, hani sadece denemek için bir yerde, 1 defa 2 defa  olabilir, amma çok sık yapmayın. tamam  sene içinde de L harfi tüketilmez, ama yani bulunduğu yerde, bir miktar, yani bir ay vermiş onada, Allah ona da Mart ayını vermiş, Lut Kavmi belli bir vakit, ve onlarında sınırı var, sınırını geçti mi, onların dönemi bitmiş oluyor, değil mi? Ondan sonra diğer Peygamber'in hikayesi, senrıyosu oynanacak, ama işte, Ali isminde de L harfi var, dedik ki işte, kedilerin de çiftleşme Mevsimi  mart, sadece Lut ve lutilerin değil  bütün isminde La harifi olanların vakti, ve Allah da da var diyeceksin, Allah in binler ismi var, Allah tek ismi degil,  o yüce zatin. ve onda doppel L var, yani Lang uzun tabanca demek, yani hani elbise ölcüsünde XL demek, büyük demek, ve L demek orta büyük, ve Allah isminde ne var, 2L demek, yani ikinci derece orta büyük demek, Allahin TAWiL diyede ismi var, yani 2L de degil, 2 XL de degil, TAWiL demek, en uzundandan uzun demek. Ali Aslan Allah'ın aslanı, sadece o mevsim lutiler  çiftleşmiyor, alilerde çiftleşiyor yaani kediler, Allah'ın aslanları, arslan dada  1 L harfii var değil mi, her şey mevsiminde güzel ki, kuşlar Eğer bir yere göç ettiler de, yumurtlamayı geciktirirlerse, yahut göçleri gecikirse, ve geç doğan kuşlar, göç edebilecek kuvvete ermeden mevsim geçer, ve şu anda bu L harfi kuşlarının, yanlış vakitlerde çiftleşiripte, yanlış vakitlerde doğduğunu düşünüyor musunuz. La harfi ve leylek tam mevsimin sonunda çocuk yaparsa, o kuş, yavru kuş nasıl göç edecek, oradan göç etmek için nasıl kanat çırpacak değil mi, Öyle olunca, her şeyi mevsiminde bırakın. tamam tatlı güzel. fotoğraflık görüntüler ortaya çıkıyor, ama biz size öğrettik, her şeyi de, yerini de gösterdik, Bu da bu vakitte dedik, Onu da o vakitte Bırakın lütfen.

Yine başka bir mesele

ONLARA ÖGRETKI ORADA SALAVAT GETIRISINLER

Hoca nin  bir tanesi, Kur'an'daki bazı ayetlerin okunduğunda okunacak, dualar ve zikirler olduğundan bahsediyordu :  mesela bazı yerler okunduğu zaman "la-ilahe-illallah" denilmeli bazı yerler okunduğunda "Sübhanallah" denilmeli falan diyerekten, hem yazmış, Hem çizmiş, hem de anlatıyor. Fakat her cuma, Her cuma, imam hutbeden : "Sallu Aleyhi ve sellimu teslima" diye okuduğu zaman, cemaatten kimse salavat getirmiyor. Bundan hiç bahsetmiyor, Halbuki esas orada salavat getirme vakti değil mi? 

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnallahe ve melaiketehu yusallune alen nebiyyi, ya eyyuhellezine amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima.

Meali :

Şüphesiz, Allah ve melekleri Peygambere salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle ona selam verin.

Sadakallahul Aziym Ahzab suresi 56. ayet

"ya eyyühellezine amenu Sallu aleyh, Sallu Aleyhi ve sellimu teslima" dediği zaman :

" Ey iman edenler Allah ve melekleri Peygambere salat ederler, sizlerde ona salavat getirin demek değil mi bu. sene önce bunu bir insanlara öğret te, Ondan sonra, "Sübhanallah" denecek yeri "la ilahe illallah" denecek yeri öğret. herkesin üzerine vacip olan yerde salavat getirmesini öğretmeden, mesela Sen git başka yerde, Bilmem peynir yemesini, yoğurt yemesini öğret. farz olanı öğretetmiyor da,  Orada herkesin üzerine salavat getirmek vacip oluyor, yani farza yakin, allah emrediyor, emir vaki yapiyor orda, ya farz ya vacipyani yapilmasi gereken bir ödev ve görev.
Niye bunu Hocalar her cuma Okuyup da, bundan sonra salavat getireceğiz diye öğretmiyor?
lan herkesi Vebal da bırakıyorlar, eeee ben nasıl kızmayayım  şimdi hee, nasıl söylenmeyeyim şimdi, bir de hocalık taslıyor.

falan yerde fulan diye okudumu Sübhanallah denecek, filan diye  okundu mu la ilahe illallah denecek diyor tamam güzel üniversite dersi bu azizim üniversiteli olanin ögrencegi dersi ilkokul birde ögretilmez ki. Sen bir salavat getirecek yerde salavat  okunacağını öğretki sonra insnlar sonrasinida arasin bulsun degil mi? Sübhanallah  okunacak yerleri sonra öğrenirler. Orada hem İmam emrediyor, emrivaki yapıyor, salavat getirin diye, bir tane salavat getiren adam yok. Osmanlıca böyle işte, böyleydi Osmanlıca, o da onlar Arapça bilmiyorlar diyecek, tabii Ondan getirmiyorlar diyecek şimdi, orada Türkçesini okudukları ayetin Türkçesi önemli değil, tövbe yarabi o ayet önemli degil demiyorum, sadece ehmmiyeti ,o ayetin türkcesni ögretmekden ziyade,  Bak burası önemli, Bunu öğren, ve burasının Türkçe söylesenize:

"Ey iman edenler salavat getirin"

diyerekten burasını tercüme etsene, hem emir ediyorsun, hem de burayı niye öğretmiyorsun cahil Hoca.tabiki bizler arap degiliz, bilmeyen cok kimse var, ONLARA ÖGRETKI ORADA SALAVAT GETIRISINLER.

ve kurnadaki her sübhannal gecen yerde öyle sühanllah tesbih edilmez sadece mesela

ala suresinin 1. ayeti okununca

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰىۙ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Sebbihısme rabbikel a'la.

Meali :

Rabb'inin yüce adını tesbih* et.

Sadakallahul Aziym  Ala suresi 1. ayet
okununca "Subhane Rabbiye'l-ala" demek vacip veyahutta farz olur. Anlamı:

Ey Yüce Rabbim! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.

yine Nasr sureesindeki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe sebbih bi hamdi rabbike vestagfirh, innehu kane tevvaba.

Meali :

O zaman, Rabb'ini hamd* ile tesbih* et. Ve O'ndan mağfiret* dile. Kuşkusuz O, tövbeleri kabul edendir.

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet


Linkleri göremezsiniz.. Kayıt Olun veya Giriş Yapın

okunca "Elhamdulillah" veya "Elhamdulillahi Rabbbil alemin" veya komple fatihayi okumak ve birde "Estağfirullahe ve etûbu ileyh" dmek farz veya vacip hükmündedir.

yine bayram hutbesinde nasil imam hutbeye çınıca okuduğu  ayetten sonra tekbir getiriyorsak hani o ayet :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقُلِ الْحَمْدُ لِلّهِ الَّذِي لَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَم يَكُن لَّهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ وَلَمْ يَكُن لَّهُ وَلِيٌّ مِّنَ الذُّلَّ وَكَبِّرْهُ تَكْبِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kulil hamdu lillahillezi lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerikun fil mulki ve lem yekun lehu veliyyun minez zulli ve kebbirhu tekbira.

Meali :

Ve de ki: "Allah a Hamd ederim*, çocuk edinmeyen Allah'a özgürdür. O'nun mülkte* ortağı yoktur. O'nun hiçbir zaman gücü bitmez. O'nun güç konusunda bir yardımcıya ihtiyacı yoktur. O'nu tam bir yüceltme ile yücelt.

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

yani bu ayeti okuyan sadece tekbir getirsin demek degil ve bak diyor ki deki, öyle hamdederimki de diyor, yani "elhamdülillahillezi"  yani fatihayi oku ondan sonrada ihlasi oku, yani lem yelid velem yüled orda sakli, sonrada "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mulku ve lehu'l hamdu ve huve alâ kulli şey'in kadîr" oku, sonrada tekbir et, "Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi'l-hamd" denir yani ama biz bayram namazinda sadece tekbir getiririz, diger bazi ayetlerde bu minvalde, cübbeli hoca, risalelerinde bu konuya yer vermekdedir, geniş bilgi icin, cübbeli kitaplarina ve dergisine bakiniz.


Yine Kur'an okurken tecvit ile okumak meselesine gelince, tecvit in tamamı, Türkçesi, cümledeki noktanın nerede konduğu, virgülün nerede olduğu, nerede nefes alıncak, nerede durulur, nerede soru cümlesi olduğu, soru sorar gibi okumak, nerede dikkat çekildiği, ünlem konuldugu, gibi gramatik kurllarina uyarak anlatılan okuma şeklidir. yoksa tecvit "bila gunne"  yapmak değildir. cümleleri anlaşılır biçimde söylemek içindir, tecvit gerekliliği bundandır. Ben mesela Uzaktaki bir Ahmet'i çağırdığım zaman : "Ahmeeeeeeeet"  diye çağırmam ile kısa olaraktan "Ahmet Ahmet" demem aynı mıdır, o da olur belki ama, sesim uzağa gitmez. Ahmet diye uzattığım zaman, ve bagirdigim zaman, sesim uzağa gidip de Ahmet Beni duyar, yoksa Ahmet Ahmet dersem, uzaktaki Ahmet beni duymaz. tecvit de böyle bir şey, yani yerli yerince kelimeleri uzatmak kısaltmak, 4 elif miktarı çekmek, meddi tabi de bu minvalde yani, 4 elif miktarı niye çekiyorsun? niye uzatıyorsun? yani yine yıllardır kazı Koz anlayan cahillerin eline düşmüş tecvitte, tecvit kuralı düzgün okumak,anlamlı ve anlaşılır şekilde tiyotro eder gibi okumakdır. bilagunne ve ayn çatlatmak ile okumak değil kardeşim. cümleleri düzgün kullanmak, yerli yerince, nefes alınacak yerde nefes almak,yani virgül konulur, ve nokta konan yerde durmak gibi, yoksa Bunun dışındakiler hepsi fasa fiso, bilegunne  meselesi fasa fiso. fakat tamamende atamyiz onuda, harflerin bir mahreci var, ağızdan huruc edip çıkdığı bir yer var, onuda bilmek lazım, ingilizce de "THE" nasil "DI" diye okunmuyorsa, dil dişlerin arasina konupta okunuyorsa........

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ya eyyuhellezine amenu kutibe aleykumus sıyamu kema kutibe alellezine min kablikum leallekum tettekun.

Meali :

Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, siyam* size de farz kılındı. Umulur ki takva sahibi olursunuz.

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet


Bu ayete binen insanlar sanki oruçsuz olmazmış gibi tutmayınca Günahkar olunurmuş hükmünde hükmetmekteler.
fakat bunun böyle olmadığını, şununla izah edeyim :
İnsanoğlu İzmir kurdu gibi her şeyi bozdu, ve doğanın atmosferi de bozulunca, şimdi o küresel ısınmanın bir sebebinin de, hayvanların dışkılarından olduğunu, ve üzerlerindeki buharlaşmadan olduğunu iddia etti bazı ahmaklar, ve o yüzden dünyadan inekleri kaldırmayı azaltmayı düşündüler, ve Allah insanlara bunun yanlış olduğunu öğretmek için, bir hastalık Musallat etti ki, bağırsak hastalığı, ve Bu hastalık sebebiyle, ineklerin ne kadar kıymetli  hayvanlar ve varlık olduklarını öğrenmemize sebep oldu ki, süt onlardan elde ettiğimiz bir Gıda, ve süt olmazsa, yoğurt da olmaz, yoğurt olmayınca da, insan bedenindeki bağırsak bakterileri iyileşip tedavi olamaz, sonunda bu sonuca vardık. ama işte insanların yanlış tercihleri ve kararlarını düzeltmek için, Allahu Teala Başımıza bir hastalığı Musallat etti ki, O sebeple En azından o hayvanların  katedilmemesi gerektiğini öğrenmemiz lazım idi, ve gecen hafta deiki salih aleyhislemin dini hayvan haklarini svunmka dedik ve hagullah lakabi verdik, yani senin benim yaşama hakkım olduğu gibi, hayvanların da yaşama hakkı  var, Allah bunu Salih aleyhisselama din olarak verdi. Gaye amaç bu, bu hastalığın bize Musallat edilmesinin sebebi,  ineklerin ve danaların, veya dünyadaki hiçbir hayvan zincirinin bozulmaması gerektiğini öğretmek,  yoksa O hastalıktan Allah'ın Murad'ı ne olabilir, insanlara zulmetmek mi acaba, Yoksa bir şey öğretmek mi, her şey ihtiyaçtan öğrenilen bir şey değil mi? bizimkiler araba icad edememişler Ama, su motorundan traktör icat eden Bizimkiler, çorap eskisinden eldiveni icat eden milletiz, ihtiyaçlar, her şey  ihtiyaçtan işte. Allah da yoğurda muhtaç kıldı ki, yoğurt elde edebileceğimiz hayvanlarında korunması gerektiğini öğretmek için. ve bu durum böyle olunca, oruçta İnsana lazım olan bir diyet çeşidi, belli bir yer'den sonra, insanın diyet etmesi gerektiğini öğrenmesi gerekli. öğrenilmesiGereken bir ibadet, ya da bir kural, ya da bir çeşit hareket, veya fiil. yoksa onsuz olmaz değil, yine bunu şu örnekle izah edeceğim : bozan yani cezalıdır, Bilmem 61 gün tutulur bozarsan falan filan fasa fiso. işte öyle bir şey yok, Dün Allahu Teala Musa ümmetine cumartesi tatilini verdiğinde, Onlar o gün hemen itiraz ettiler de, hemen o yasağı deldiler, cumartesi çalışmışlar ve başaramadılar o gün bir ulus olarak. Tamam zaten Musa ümmeti ne kadar bir kimse ki o gün, o olay yani tatil ki, onlar bütün dünyaya Cumartesi ve Pazar tatilini yasa olarak tam getirebilsinler, kendi aralarında bile yaşayamadılan ama o gün o yasayı veya yasağ delenler ceza aldı, Çünkü o gün eğer o yasak delinip de, o Hikmet  unutulsaydı, bugün Bizler Cumartesi ve Pazar günleri tatil yapmayı Bilemezdik, ve haftanın her günü çalışma diye bir kural olurdu, Eğer bugün Biz Cumartesi ve Pazar günü, veyahut bayramları tatil yapmasını öğrendiysek,  o gün Allahu Teala'nın Musa ümmetine verdiği o görev ve senaryo yüzünden, ve onlar o senaryoları en güzel şekilde oynamışlar, bazen delmişler, cumartesi pazar çalışmışlar, ama ceza almışlar, ceza almaları bile, bize Hikmet, ve de bir şey öğretiyor. ve bizim bugünkü cumartesi pazar tatilimizi bize hazırlayan oyuncular ve senerıyo. Bugün artık Cumartesi ve Pazar yasa olmuş, bütün milletlerde neredeyse cumartesi pazar tatil, artık bugün Cumartesi ve Pazar tatili ni Bazen kırıp da çalışmak ceza gerektirmez artık. artık Musevi leredeceza gerekmez, Çünkü bugün Cumartesi pazar tatil yapmak diyerekten dünyadanyasa var, o yasa bir kac kimsein çalışması ıle falan kalkmaz. Eğer birisi cumartesi pazar tatilinı dünyaca kaldıralım derse, o zaman, o kimseye ceza gerekir, O kaldıran kimselere ceza gerekir, hapis veya had cezası, Allah'ın cezası gerekir. yine zekat ile vergi  aynı şekilde. Vergi zekat demek, vergi demek, bunu anlattım, her şeyden, fakirden Fukaradan herkesden vergi alınıyor, ekmek alıyorsun, ekmekten bile vergi alınıyor, yüzde on, yüzde yirmi, bak yüzde yirmi ne demek,koyunlarda zekat kırkta bir, 80 de  2, ve 100 de 2 buçuk  eder, bu koyunda böyle, ve insanlar Bizim Türkiye'de özal'dan bu yana %10 katma değer vergisi alınıyor. Avrupalılar yüzde yirmi, Mehrwertsteuer diye Bir verginin, alandan ve verenden alınmasını uygun görmüşler, ve bunun vaazımızın birisinde anlattık, bir milyon insan, günde 1 ekmek alsa, ekmek 10 lira olsa, 2 lira vergi eder, ekmeği asıl fiyatı 8 lira, 2 lira da vergi alınıyor demek olur, bu 1000000 insandan 2 lira alındığı zaman, 2 milyon lira eder, sadece ekmek denen bir türden. ve bugün ekmeğin yanında peynir aldı, arabasına benzin aldı, uçağına bilet aldı, ve her şeyde, her şeyde yüzde yirmi, dünyadaki alışveriş miktarını düşünüyor musunuz, her an bir yerde, birileri alışveriş etmekte, ve her an birileri vergi vermekte, ve eğer bu vergiler doğru kanalda, doğru işlerde kullanılırsa, dünyada ne fakir kalır, ne aç kalır, ve ne Yolsuz köy kalır, ne evsiz insan, ve ne fakir fukara ve, askerine malzeme, askerlik malzemesi de alınır, Devleti'nin memurlarının giderlerini de karşılar, ve bugün bu vergiler haksız ellerde, haksız yerlerde, haksız ceplerde gezmekte de, o yüzden bazı yerler fakir, yine devletteki bazıları bunu cebellezi yaptığı için, insanlar fakir durumda. Yoksa bu vergi doğru kullanıldığında, Allahu Teala'nın Kuran'da bildirdiği yerlerde kullanıldığında, ve onun benzeri değişik, ona kıyas yaparaktan, bugün başka daha güzel yerlerde de kullanabiliriz. oralarda kullanıldığı zaman, zaten hak yerini bulmuş olur, zekat yerine bulmuş olur. zekat vergi demek, bugün bunu gavur dediğimiz Hristiyanlar Yahudiler buldu bildi keşfetti, ve ilk hüküm ve yasa olaraktan ortaya koydular. Biz daha özal vaktinde bunu eriştik. özal'dan sonra katma değer vergisi almaya başladık, hani gelir vergisi vardı, tarla vergisi mal vergisi vardı da, ama daha katma değer vergisine yeni geçtik, düşünün Bir de mal vergisi var, gelir vergisi var, bu vergilerin nereye gittiğini düşünen yok mu? hesab eden yok mu, kimlerin cebine gidiyor, ve zekat demek bu yani, bunun dışında ekstra insanların zekat vermesine gerek yok, ama şu an bile bu hukuk yerine getirilmiyor, ancak Avrupa'da bazı devletler, işte bunu gerekli yerlerde ve yerinde kullanmaktadır. onlar da artık zekat vermiyorlar zaten, vergi veriyorlar sadece, zengini fakiri herkes vergi veriyor. Bir onların şehirlerinin durumuna bak, köyleri bile şehir gibi kalkınmış vaziyette, bir de bizimkilere bak, Bizim şehirlerimiz bile Köy gibi, daha yolu yolağı elektriği suyu dengeli değil. Çünkü vergiler yerinde kullanılmıyor, birilerinin cebine hizmet ediyor milletin parası. Dün vergi vermeyen salebenin ceza görmesinin sebebebi, Bugün bizim vergi ve zekat yasasının unutulmamasını sebep oldu, o cezaya falan uğrayınca o olay unutulmadi, ve bugün bu kanun insanların aklında yer etti, ve böyle bir kanun ortaya çıktı, ve bu yasa vergi yasası, veyahutta İşte bu "Steuergesetze"  ortaya çıktı, katma değer vergisi gibi vergiler de ortaya çıktı. eğer o gün o yapılmasaydı, Salebe de o yasağı delmeseydi, ve Ceza görmeseydi, unutulurdu, onun ceza görmesi de bize Nimet oldu, Çünkü o bir İbretlik bir şey oldu da, bak o bile ceza gördü diye unutulmadı. bu yapılan fiil unutulmadı. unutulur mu hic ve de bugün bu bu güzel Hikmet ortaya çıktı. oruç da aynı şekilde, oruç diyettir, insanın bir an, bir gün bile olsa, yani midesini bağırsaklarını dinlendirmesi dir. tutmayan hastanın oruç tutmasına gerek yok kardeşim, hasta zaten, o oruç sıhhatli  insana dah sihhat bulmak icin farz yada görev, yazıyor ya mahyalarda

"Oruç tut, sıhhat bul."

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Her şeyin bir zekatı vardır, vücudun zekatı ise oruç tutmaktır. Oruç, sabrın yarısıdır."

( Hadis-i Şerif ,i. Mâce siyam H. 1745)

"Oruç, sizden birinizin savaşta kullandığı kalkan gibi insanı; kötülüklerden, şehevi istek ve arzulardan koruyucudur" buyurmuştur."

( Hadis-i Şerif , Müslim sıyâm H. 162; Müsned 2/257. 273. 4/21, 5/231; ayrıca bak. Nihaye 11308; E. Davud siyam H. 2363)

Oruç sıhhat kaynağıdır.


( Hadis-i Şerif , Bağdadi s. 25; Zehebi s. 43)

"Oruç şişmanlığı giderir."

( Hadis-i Şerif , Ş. Müsned 9/219)

"Oruç bağırsakları inceltir, şişmanlığı da giderir..."

( Hadis-i Şerif , C. Sağır 2/ 42; F. Kadir 4/243; K. Ummal 8/23620)

"Sizlere oruç tutmanızı tavsiye ederim. Çünkü oruç cinsel istek ve arzuyu zayıflatır, damarlardaki kanı da azaltır."

( Hadis-i Şerif , C. Sağır 2/53; F. Kadir 4/344; K. Ummal 8/23610; ayrıca bak. Nihaye 1/ 386; Faik 1/283; Herevî 1/349)

"Sizlere oruç tutmanızı tavsiye ederim. Çünkü oruç gönüllerinizi arındırır"

( Hadis-i Şerif , K Hakâyık 21116)

"Oruç mideyi, bağırsakları ve kalbi dinlendirir. Oruç; ruhun, kalbin ve vücudun devasıdır. Vücuttaki fazlalıkları eritir, zararlı olan gıdaları vücuda almaktan kişiyi alıkoyar. Sağlığın korunmasında orucun pek büyük bir tesiri vardır. Oruç hem rûhâni ve hem de tabii bir devadır."

i. Kayyım mukaddime s. 38, 382

hasta adama da oruç tutturuyorlar, Vay Ben her sene tutuyordum, bu sene tutamayacağım diye üzülüyor, oruç zaten senin sıhhat bulman için idi kardeşim, sen hastaysan sana oruç farz olur mu, Oruç farzı farziyetini anlamadilar. farziyet işte dün zekati onlara farz edenin sebebi, Çünkü devletin bir geliri yok,devlet  Başkanın maaşı nereden verilecek, görevlilerin maaşı nereden verilecek, fakire fukaraya Nereden para verilecek, yardım edilcek, ve vergi ve zekat konuduki bunlar sağlansın, yani Öyle olunca oruç da aynı şekilde oruç gücü yetene farz, ve bu Vay orucu tutamayınca 61 gün tutar diye falan bir şey yok, Adam bir güne güç yetiremedi, sen ona nasıl oluyor da 61 gün ceza veriyorsun, orucun cezası Mezası olmaz,  o gün içinde oruç tutulması diyede olmaz, diyetin kazasımı olu ki. diyet diye bir şeyi bugün  Doktorların tavsiye ettiği tedavi yöntemlerinden bazıları,  bazılarına tedavi olaraktan diyet veriyor, Mesela adamın şekeri var, diyor ki şeker az yiyeceksin, şeker hapı kullanacaksın diyor, diyetin fayda ettiği öğrenildi. yememek içmemek de bazen faydalıymış, 1400 sene önce  tıp diye bir şey yok, doğru dürüst Tıp diye bir şey yok, tıptan bir şey Keşfedilmemiş, sadece peygamberin bazı bildiği,mirac ile bu ahir zamana gelip de, o  zaman da gördüğü, öğrendiği bazı şeyleri, o gün tetbik ettiğinden başka bir şey yok, tamam mı? Ne zamandan sonra olmuş, taaa Eyüp hasta olmuş, ondan sonra Allah, lokmanı göndermiş,  neyin neye fayda ettiğini öğretmiş insanoğluna, Ama insanlık Kadim bilgilerinde, daha TIP olaraktan bir bilgi ve bilim dalında bir meslek olarak da ortaya konmamış o vakit, tamam doktor veya yani doktor diye  birisi, adam biraz tıptan biliyormuş, gelmiş orayada, sağlık bilgilerinden bilen adam, ve Peygamberimizin vaktinde orada bulunuyor, fakat kimse hastalanmayınca da çekip gidiyor, Peygamberimizin önleyici Tıp  ile ashabını koruması yüzünden, eshabı hastalanmıyor,  ve bugün de işte oruç bazı şeylerden el çekmendir, ve orucun faydası ahirete değildir, ahirete ne faydası olsun, orucun bugün ve dünyadayken vücuduna faydası vardır, Vay sevap ve günah, Vay Cehennem, Yıllardır böyle yanlış anlamalar, Şeker hastasına diyet, öldükten sonra mı fayda edecek, yani şekeri yedi öldü yada hastalandı felç oldu, ona Şeker hastasına, işte şeker yiyip felc olmaması için, yani hasta olmaması için diyet farz değil mi? hayatında faydalı bir şey, Doktor ona  o yasağı ve diyeti  ölme diyerekten koydu, yoksa öldükten sonra diyet yapmasının ne faydası olacak O na. oruç budur,  Vay gözünü günahtan sakıncak, Vay elini haramdan sakıncak, Vay bilmem ne? hepsi fasa fiso. oruç sadece diyetle insanın, dünyadaki hayatını sağlıklı yaşamasını sağlamak için faydalı, senin vücuduna faydalı olan bir şey, oruç yani diyet mesela adam şişmanlamış, yag ona zararlı, yag Yemedi mi, onun vücuduna ve dünyadaki yaşaması için faydalı olan şey, öldükten sonra ona ne faydasi olcak onun yag yememesi. oruç meselesinde budur. yani kefaret orucu filan diye de bir şey yoktur, tutamayan tutmasın, gücü yetmeyenin tutmasına gerek yok, Dün dedik cumartesi yasağını delenler, ceza görüyordu, Bugün cumartesi tatilinde tatil etmemekte kişi ceza almaz, mesela  adam çalışıyor,  mesela kış vakti ne dayanmış, odunları kesilecek, ya da kömür evine koyulacak, O adamın hafta sonu, sadece pazar günü ya da cumartesi günü vakti var, öbür günler işte çalışıyor, o günde evinde çalışıp evinin odununu yaracak  kesecek  evine koyacak değil mi, çalışacak o gün, cumartesi günü bir vakti var, imkanı var, O adam ne gün çalışsın başka, o gün musa vakti ceza gerekiyordu, çünkü cumartesi tatilin unutulmaması için, bugün Artık ihtiyacı olan onu birkaç kişinin delmesi çalışması, cumartesi pazar tatiline helal ve  zarar vermez, Ancak bu Global olaraktan, dünyadan Biz tatili kaldırıyoruz, insanlar eşek gibi çalışacak dersek, o zaman ceza olur, yani burada biraz kaba oldum da kusura bakmayın.


Linkleri göremezsiniz.. Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Ramazan orucu hakkında bir söylem geliştirilmiş ki bütün  organlarımıza oruç tutturmanız gerekiyormuş.
Halbuki oruç diyettir dedik, çünkü hıristiyanlara oruç et yememek olaraktan verilmiş, ve hatta "Gründonnerstag" diye bir gün vardır, yani yeşillik perşembesi, o gün ıspanak pişirirler yerler, yani yeşillik ot yiyin demek, Demek ki onların döneminde, Afedersiniz Hınzır, yani domuz çok idi, Ve Hınzır eti kesip kesip yediler, ve her şeyin Fazlası zarar, etin fazlası da zarar olduğu için, Allah eti çok yediniz, biraz da ot yiyin diyerekten, onlara et orucu tutmalarını önerdi, bu onların cenneti kazanması için değil, dünyada sıhhat bulmaları içindi, ve fikriyat Olsun, vahşilik olsun, ve insanlık olsun, Bundan yani, et yiyen vahşi olur, ama anlatmıştık, Şahin et yer deve ot yer,  et yemek gözleri kuvvetlendirir, ot yemek kasları kuvvetlendirir diye anlatmıştık, ve eti çok yedin Gözlerin çok kuvvetli faka, kasların zayıf olduğu zaman, gözünün kuvvetli olması seni sıhhatli kılmaz, ve Demek ki o devirde İsa efendimizin vakti zayıf insanlar vardi et yedliklerinden zayıf, gözleri kuvvetli olsa ne fark eder, avını  avlayacak kadar kuvvetli değil, bu sefer kaslar kuvvetli değil, Allah da biraz da ot yiyin, Yani oradaki ıspanaktan ya da yeşilliklerden yiyin,  biraz Ot yiyin ki kaslarınız kuvvetlensin dedi, ve bize ise Allah İbrahim'den bu yana Kurbanda et kesip de yiyin diyor, çünkü Bizim milletimiz fakir, soğan ekmek ile idare eden insanlar, Müslümanların çoğunluğuet bulamaz, evine et girmez, zenginler et kessin ki, biraz da fakire fukaraya da dağıtıında onların da gözleri kuvvetli  olsun gözleri Sağlık olsun diyerekten, fakir ama gözleri kör olmuş, neden fakirlikten, et yememiş, yani doğal olaraktan insanların hepsi sağlıklı olsun istiyor Cenabı Mevla. yine Teravih namazı hususunda, ya da oruç hususunda, Adam Burada benim taş ocağında çalıştığım sıralar, hatta Avusturyaya ilk geldiğimde, Avusturya'da arkadaşım vardı, Bulut amca vardı, Ramazan geldimiydi alkolü keserdi, normalinde bira içerdi  Gast House gittiğinde,  Ama Ramazan geldi mi alkole karşı ağzını tutardı, alkol almazdı, oruç tutmaz di ama, tutamaz di zayıftı, ama en azından alkol almazdı, Fakat daha bayram günü tekrar bira içmeye başlardı, Yani hani Miraç'ta gecesinde, Kadir gecesinde, bir gece Milyoner oluverecek Müslümanlar var ya, bir gecelik Müslüman, işte böyle bir aylık müslümanlar da var,bir ay her şeyden kıs, Ramazan çıktı mı, Her melameti yap,  Bu insanlık değil kardeşim. oruçtan kasıt zaten diyet dedik. ya insanın sıhhat bulması. ve adam şimdi bugün sabah namazı öğle namazı akşam namazı farz iken, camiye gitmez de, Ramazan geldi miydi, Teravih namazı sünnettir, Teravih namazı kılmak için, akşam kısa ya, Yemeği yer yemez abdestini alır, ayakkabılarını dışarıda giyerek ten camiye koşar, yani pabuçlarını dışarıda giyer, o kadar ehemmiyetliyiymiş yani, halbuki Teravih namazı sünnet, yapsanda olur yapmasanda, sünnet farz değil ki, Fransa Kraliçesi meşhur Marie Antoinette, kadının “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” dediği gibi farzı koyup da sünnete koşan Müslümanlar, ekmek bulamayana peyniri yesin der gibi, pasta yesin hikayesi, farzı Kıl Kardeşim sen, farzı kılmazken sünnete mi  koşuyorsun sen, tamam kılınmasın değil ama, ekmek temel gıda iken ve bulmazken ne oluyorda  peynirle beslenmek fikrine uydun. pasta ile beslenmek gibi bir şey, Bazıları öyledir zengin sıpacıklar, yada hereli çocuklar, hep abur cubur yer, zengin çocuklar öyle alışmıştır, Çikolata bisküvi, normal gıda almaz, Çikolata bisküvi ile idare eder hayatını, ve bunların namazıda böyle işte, teravih kılan Öğlen namazını kılmaz. Bir gecelik Müslüman, 1 aylık Müslüman, Ramazan çıktı mı Camiye de uğramaz, sen onu Yatsı namazında Göremezsin Bir daha.


Rabbim mehdi ve askerini bilinçli Müslümanlardan eylesin yaptığını ne Hikmet ile yaptığını bilenlerden eylesin.



--oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Amiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve

etûbu ileyk.

--OoO--





Vaazi mp3 olarak indirmek icin linke sag tikla farkli kaydeti sec



Linkleri göremezsiniz.. Kayıt Olun veya Giriş Yapın



Vaazi Youtubeden Seyretemk icin Linke TIKLA

Linkleri göremezsiniz.. Kayıt Olun veya Giriş Yapın






Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 14 Mayıs 2019 Salı

Original Kar © glan



Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan

Ocak - Şubat - Mart - Nisan - Mayıs - Haziran

Temmuz - Ağustos - Eylül - Ekim - Kasım - Aralık

1 Senede/12 Ay

Pazartesi - Salı - Çarşamba - Perşembe - Cuma - Cumartesi - Pazar

1 Yılda/365 Gün

7 Günde/24 Saat

Vaaz - Dini Sohbet - Tasavvuf Sohbetleri - Radyo Karoglanda

Linkleri göremezsiniz.. Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Sessiz Zehirin - ve internetin Sesi ve Onun Şifası Olan - Radyo Karoglan





Etiketler: Oruç tut ki, sıhhat bul,Oruç Oruç mu Diyet mi,(Kar©glanin 14 Mayıs 2019 Vaazi),münkir,mehdiyi inkar edenlere cevap, kader bahsi,kaderi inkar edenlere cevap,seneryo,senerist,ahirzaman nimetleri,dron,zamanda yolculuk,cok kainat modeli,mirac,altin cag,zülfikar nerede,zülfikar neden catal,timsah cift penislimi,yilanlarin iki penisimi var,ali soyu,mor bulutlar,vedud,zahra,zehra silsilesi,silsilei zahra,yilan,irmiya,irmiya soyu,Allahin arslani,luti,lut alyhisselam,l harfi,cumartesi tatili,yahudiler,musaviler,cihad,ganimet,adalet,maria antonette,teravih,aylik müslüman,bayramlik müslüman,senelik müslüman,piyangocu müslüman,


Linkleri göremezsiniz.. Kayıt Olun veya Giriş Yapın

Ynt: "Oruç tut ki, sıhhat bul" ile Oruç Oruç mu Diyet mi
Yanıtla #4 : 16 Mayıs 2019, 21:40:08
Emegine saglik paylaşım için teşekkürler Rasit..


Ben insanı,insanlıgı bilenlerden ögrendim.

 

Flatcastnezlesi.com - Flatcast index Flatcasttema | Flatcast Destek | Flatcast Yardım

Tüm Hakları Saklıdır.| www.flatcastnezlesi.com | 2012-2016

By cagaTay & TaLaT35